WHO IS ONLINE

We have 11 guests online

NEWSFLASH

Our Goal

Our ultimate goal is to serve and maintain global peace and harmony by building bridges towards a long lasting friendship between the peoples of Turkey and North America, including transatlantic countries, through educational, social, art and cultural activities.

Read more...
Seçim Sistemi Print E-mail
Anayasa'ya göre Amerika'da oy kullanmak zorunlu değildir, bu haklarını kullanmak isteyen vatandaşlar seçim öncesinde kayıt yaptırırlar ve eyalet dışına taşınmadıkları sürece kayıtları geçerlidir. Eyalet içinde başka bir adrese taşınanların ise adres değişikliklerini bildirmeleri gerekir. Kayıt formunda seçmenin taraftarı olduğu partiyi belirtmesi istenir. Böylece seçmen belirttiği partinin 'kayıtlı üyesi' olur. Kayıtlı üyeler açık önseçim (open primary) uygulanan eyaletler haricinde sadece üyesi oldukları partinin önseçimine katılarak partinin adayının belirlenmesini sağlarlar. Genel seçimde ise seçmenin kayıtlı olduğu partiye oy verme zorunluluğu yoktur, partisinin adayını beğenmeyen bir seçmen diğer partilerin adayına oy verebilir. Böylece vatandaşa başkanlık seçimi için kendi kriterleri doğrultusunda en iyi seçimi yapması için genel seçimle birlikte iki kere şans tanınmış olur.


1. Önseçim (Primary Elections)

Partilerin, aday adayları arasından seçmenlerin oyları doğrultusunda genel seçimde yarışacak adayı belirlediği, bütün partilerin aynı günde eyalet kapsamında gerçekleştirdikleri, seçimin ilk aşamadır.

Seçmenler, hem eyaletten eyalete farklılık gösteren sayıda yerel müdürlük ve ofisler için, hem de Delegeler Meclisi adı verilen yerel parlamento için seçim yaparlar. Delegeler Meclisi için adaylığını koyanlar önseçimden önce partiden hangi başkan adayını desteklediklerini ilan eder. Bütün eyaletlerde önseçimler tamamlandıktan sonra her eyaletten delegeleri temsilen bir heyetin katıldığı 'Kurultay' (Convention) toplanır. Kurultay'da kendisini destekleyen delege sayısı kimin daha fazla ise genel seçimlerde partinin başkan adayı o olur.

Önseçim genellikle seçmenin kayıtlı olduğu parti için başkan adayını belirlediği parti içi prosestir. Ancak eyaletlerin 9'unda bir partiye kayıtlı üyelerin diğer bir partinin adayını seçmek üzere oy kullanması izin verilir. Buna 'açık önseçim' (open primary) denir. Seçmenin sadece kayıtlı olduğu partinin adayları arasından seçim yaptığı sisteme ise 'kapalı önseçim' (closed primary) denir ve eyaletlerin büyük çoğunluğunda bu sistem uygulanır. Birkaç eyalette ise parti üyesi olmayan seçmenlerin herhangi bir partiden bir adaya oy verdiği 'çarşaf listeli önseçim' (blanket primary) yapılır .

Partilere kayıtlı seçmenlerin dışında kendini bağımsız olarak kaydettiren seçmenler de vardır. Bağımsız seçmenler, kapalı önseçim sistemi uygulanan eyaletlerde oy kullanamazlar. Massachusetts ve New Hampshire eyaletlerine özgü olarak bağımsız seçmenlere önseçim öncesinde kayıtlarını değiştirerek belli bir partinin önseçiminde oy kullanma hakkı verilmiştir.


2. Delege Sistemi (The Delegate System)

Başkanlık önseçiminde, adaylar dolaylı olarak belirlenir. Önseçim'de delege adayları, Kurultay'da (Convention) destekleyeceklerini açıkladıkları başkan adayı adına oy alırlar. Kurultay'da hangi adayın delegesi daha fazla ise genel seçimlerde partinin başkan adayı o olur. Seçilen delegelerin Kurultay'ın ilk tur oylamasında başka bir adaya oy vermeleri yasaklanmıştır. Eğer ilk tur sonunda hiçbir aday açık üstünlük sağlayamazsa, daha sonraki turlarda delegeler istedikleri adaya oy verebilirler.
Kurultay delegelerinin büyük çoğunluğu önseçimlerde belirlenir. Delegelerin bir kısmı parti mitinglerinde belirlenir, bazıları da parti içinde seçimle geldikleri pozisyon sonucu doğal delege olarak Kurultay'a katılırlar.

Önseçim, parti üst düzey yöneticilerinin delegeleri belirlediği Merkez Kararı (Old Machine System) Yöntemi'nden ya da seçmenlerin delegelerle toplantılar yoluyla tanışıp seçtiği Konferans Yöntemi'nden (Caucus System) daha demokratik ve pratik bir yöntem olarak seçmenlerin daha fazla katılımını sağlamaktadır.


3. Genel Seçim (Presidential Elections)

Başkanlık seçimi 4 yılda bir, kasım ayının ilk pazartesi gününü takip eden salı günü yapılır. 2000 yılı seçimleri de 7 Kasım Salı günü yapıldı.
Teknik olarak iki aşamalı olan Başkanlık Seçimi'nin en çok bilinen ve katılım sağlanan ikinci aşamasıdır. Başkanlık seçiminde seçmenler aynı zamanda Temsilciler Meclisi ve Senato üyelerinin üçte biri için de oy kullanır.

Genel Seçim sanılanın aksine direkt değil, dolaylı bir seçimdir. Seçmenler oy pusulasında Başkan (President) ve Başkan Yardımcısı (Vice President) için değil; adayları temsil eden, parti üyesi aktif siyasilerden oluşan 'Seçmen Temsilcileri' (Electoral College) için oy kullanırlar. Seçmenlerin kullandığı oylara 'Popüler Oy' (Popular Vote) denir. Bu sistem Avrupa'da benzerleri uygulanan ve bir dönem Türkiye'de de uygulanması düşünülen 'Dar Bölge Seçim Sistemi' nin eyaletler bazında uygulanan versiyonudur. Farklı yanı, 'Seçmen Temsilcileri' (Electoral College) vasıtasıyla dolaylı bir sistem olmasıdır. Sistemin en büyük avantajı küçük partilerin oyları bölmesini önleyerek güçlü hükümetlerin ve Kongre'nin oluşumunu sağlamasıdır.

Sisteme göre her eyaletin Temsilciler Meclisi ve Senato'daki temsilcilerinin toplamı kadar 'Seçici Oyu' (Electoral Vote) vardır. Kaliforniya ve Teksas gibi büyük eyaletlerin seçici oyu daha fazladır (54 ve 32); buna karşılık nüfusu az olan Deleware'in 3, Oregon'ın 7 seçici oyu vardır. Kongre'de temsilcisi olmayan başkent Washington D.C'nin ise 3 tane seçici oyu vardır. Toplam seçici oy sayısı 538'dir ve Başkan seçilebilmek için salt çoğunluk olan 270 seçici oy almak gerekmektedir. Eyalet bazında fazla 'Popüler Oy' alan parti adayı bütün 'Seçici Oyları' almış gibi hesap edilir. Daha önceki seçimlerde popüler oy toplamı daha az olduğu halde büyük eyaletlerin oyunu alarak daha fazla seçici oy sayısına ulaşan başkanın seçildiği seçim vardır.

Seçici oy hesabının Temsilciler Meclisi ve Senato seçimine bir etkisi yoktur, zira her biri için ayrı oy kullanılmaktadır. Örneğin şu andaki Başkan Clinton'ın ilk defa seçildiği 1992 seçimlerinde kendisi Demokrat Parti'den Başkan seçildiği halde hem Temsilciler Meclisi hem de Senato'da Demokrat Parti azınlıkta kalmıştır.

Amerikan siyasetine ilişkin yanlış bilinen bir diğer gerçek de parti sayısıdır. Son seçim olan 2000 seçimlerine Democrat, Green, Libertarian, Natural Law, Reform ve Republican olmak üzere toplam 6 parti katıldı. Bu parti adaylarının dışında pekçok bağımsız aday da vardır. En büyük iki parti olan Demokrat ve Cumhuriyetçi Parti dışındaki partilerin kamuoyunda bilinmemesinin sebebi çok az oy almaları, seçim sistemi nedeniyle hiç meclise girememiş olmalarıdır. Bir partinin devletten seçim yardımı alabilmesi için bir önceki seçimde %5 oy almış olması gerekir.

Adayın kamuoyunda bilinmesini sağlayan en büyük etken olan televizyon münazarasına (debate) katılabilmesi için kamuoyu yoklamalarında %15 oy oranını geçmiş olması gerekir. İlk olan 1962 seçimindeki Kennedy - Nixon münazarasından bu yana yapılmış ilk ve tek üçlü münazara 92 seçiminde yapılan Clinton-Bush-Perot münazarasıdır. Bu seçimin sonucunda oylar %43_Clinton, %37.4_Bush, %18.9_Perot, %0.3_Özgürlükçü (Libertarian) Parti ve %0.4 (diğerleri) şeklinde sonuçlanmıştır. 92 seçimi bir adayın diğer iki büyük parti adaylarına yakın oy aldığı son kırk yılda ilk ve tek seçimdir.

Kaynak: mezun.com