ÇEVRİMİÇİ OLANLAR

Şu anda 10 konuk çevrimiçi

DUYURULAR

Hedefimiz


Hedefimiz Türkiye ve Atlantik Ülkeleri arasında eğitim, sosyal, kültürel ve sanatsal girişimlerde bulunarak, bir dostluk köprüsü kurup diyaloğun temini ve kültürler arası uzlaşma ile global barışa hizmet etmek.

Devamını oku...
Amerika Hakkında Temel Bilgiler Yazdır e-Posta
Amerika Birleşik Devletleri, (İngilizce: United States of America, İspanyolca Estados Unidos de America) , Birleşik Devletler (İngilizce: United States), ABD (USA) ya da kısaca Amerika (America) olarak da bilinir, elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir.

Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, D.C.) Kuzey Amerika'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanus'un arasında bulunmaktadır. Kuzeyinde Kanada, güneyinde ise Meksika ile sınır paylaşmaktadır.

Alaska eyaleti, kıtanın kuzeybatısında bulunarak doğusunda Kanada ve batısında Bering Boğazı'nın öbür tarafında bulunan Rusya'nın arasında bulunmaktadır.

Hawaii eyaleti, Büyük Okyanus'un ortasında bulunan bir takımadadır. Ayrıca Karayipler ve Büyük Okyanus'unda bulunan birçok denizaşırı toprağı var. Resmi kuruluş tarihi 4 Temmuz 1776’dır.

Doğuda Atlas Okyanusu'ndan batıda Büyük Okyanus'a kadar 4.500 km genişliğindedir. Alaska ve Hawaii'yi de içine alan Amerika Birleşik Devletleri'nin 9 milyon kilometrekareden fazla yüzölçümü vardır. Hawaii ise, Büyük Okyanus'ta olup, kıta üzerindeki Amerika Birleşik Devletleri'nden 3.200 kilometre uzaklıktadır. Alaska 50 eyaletin içinde yüzölçümü en fazla olanıdır. Ülkenin güney tarafında bulunan Teksas bu bakımdan ikinci sırada gelmektedir.

Amerika, dünyada en çok bilinen yazılı anayasalardan birine sahiptir. 1787de yazılan bu anayasa 1788'in Haziran ayında kurucu on üç eyalet tarafından onaylanmıştır ve o zamandan bu yana da yürürlükte kalmıştır. Dünyadaki hemen her milletten insanın temsilcileri tarafından kurulan bu devlette anayasa insanları bir arada tutan yapıştırıcı rolündedir.

Bütün uluslar ve topluluklar kendilerine “ulus bilinci” verdiğine inandıkları bir şeye sahiptir. Bu dil olabilir, ırk, tarih birliği veya bağımsızlık mücadelesi olabilir; Amerikalılar için ortaklaşa sahip oldukları en güçlü şey anayasa tarafından koruma altına alınan kişisel özgürlüklere duydukları inançtır.

Anayasanın amacı adalet, iç huzur, ortak savunma, yaygın refah ve özgürlük sağlayarak “daha mükemmel bir birlik” kurmaktır. Bugün, Amerikan vatandaşı olmak isteyen herkes anayasaya saygı göstereceğine dair yemin etmeli ve anayasanın anlamı ve amacıyla ilgili sorulan bir dizi soruya doğru yanıt vermelidir.

Amerikan yönetimi ve siyasetinin yapısı her zaman kişi özgürlüğüne dayanmıştır. Haklar Beyannamesi ortalama vatandaşı devletin gücüne karşı korumak için tasarlanmıştır: kadınların, etnik azınlıkların ve diğer tüm grupların hakları bütün Amerikalılarca garantiye alınmıştır. Bu, oldukça çok dava açılan bir toplumun oluşmasına sebep olmuştur (Amerikalılar haklarını aramak için hemen hukuka sarılır) ve Amerika'da kişi başına düşen ortalama avukat sayısı diğer ülkelerdekinden çok fazladır. Bu hakların en ünlülerinden biri olan silah bulundurma hakkı pek çok Amerikalı tarafından sıkı bir şekilde korunmaktadır.

Federal yönetimin getirdiği düzenlemelere duyulan güvensizliğin kökeni ülkenin kuruluş yıllarına dayanır ve otoriteye duyulan bu güvensizlik silahlarla ilgili düzenlemeye ve her yeni vergiye karşı gösterilen direnişle ortaya konur. Federal yönetim ve eyaletler arasındaki güç çekişmesinin uzun bir tarihi vardır ve anayasanın yerel yönetimler ve merkez arasındaki güçler dengesine verdiği önemi yansıtır. Bu çekişmeler Yüksek Mahkeme tarafından çözülür.

Amerikan siyasetini anlamanın anahtarı ülkenin öncü tarihinden geçer. İlk yerleşimciler arasında inançları yüzünden uğradıkları katliamdan kaçan İngiliz Püritanlar bulunmaktaydı. 1620 yılında Plymouth Rock'a varmışlar ve sonraki on yıl içinde kendilerine hem başka İngilizler hem de (Manhattan'ı Kızılderililerden 1624'ta satın alan) Hollandalılar, İskoçyalılar, İrlandalılar ve Almanlar katılmıştır. Zamanla yeni kolonilerin sınırları Appalachian Dağları'na varıncaya kadar batıya uzanmış ve 1763'te Mississippi'nin doğusunda kalan her yer koloni yapılmıştır. Sonraki yüzyıl içinde Avrupa'dan gelen milyonlarca yeni yerleşimci Kızılderililerle toprak yüzünden savaşmış veya onlarla anlaşmış, güçleri arttıkça da onları kenarlara itmiştir. Batıyı açan işte bu öncü ruhudur.

Amerikalılar dünyanın en büyük ve en güçlü devletini kurdukları inancıyla hareket eder. Eli silahlı, katı bir adalet anlayışına sahip kovboy figürü Hollywood'ca yaratılmış olabilir ama efsanelerde gerçeklik payı da vardır: ABD'de televizyondan fazla tabanca bulunmaktadır - son sayıma göre 212 milyon adet - yani neredeyse ülkedeki her erkek, kadın ve çocuğun başına bir tabanca düşmektedir.

Amerika 1789'da Atlantik kıyısını kucaklayan on üç devletten oluşan ufak bir ulusken bugün elli eyaletten ve 286 milyon insandan oluşan bir federasyondur. İlk Amerikalıların California hakkında bildikleri Ay hakkında bildiklerini geçmezdi: ama bugün California'da 34 milyon insan yaşamaktadır.

Amerikalılar için çok büyük bir tarih 200 yıla sıkıştırılmıştır. Yalnızca avucundakilerle gelen her bir kişi bu tarihin bir ayrıntısını şekillendirmiştir. Bu görüş Amerikalıların hayatında her gün yankılanır: ülkelerini çok güçlü duygularla severler çünkü onu yaratanın kendileri olduğuna ve refahından sorumlu olduklarına inanırlar.

Amerikan Devrimi “temsil hakkı verilmeden vergi alınması” ilkesine karşı çıkmış ve bu özgürlük anlayışının üzerine kurulmuştur. Amerikalılar Anayasa'da devredilemez “yaşam, özgürlük ve mutlu olma” hakları olarak yer alan doğuştan gelen bazı insan haklarına sahip olduklarına inanır.

Tarihi olarak Amerikalılar bireysel çabaya ve liyakate değer vermiştir ama ülke olarak inanılmaz gücüne, zenginliğine ve dünyadaki etkisine rağmen içe dönüktür. 21. Yüzyıl'ın ilk yıllarında ülke rakipsiz tek süper güç olarak ayakta durmaktadır. Ancak nüfus, özellikle de iç kesimler, kendilerini çekmek istemektedir yani ABD'nin güvenliğine doğrudan bir tehdit olmadıkça ülkenin uluslararası ilişkilerde aktif olmasını hoş karşılamamaktadır.

Anayasanın mimarları insanlar ve devlet arasında mükemmel bir güçler dengesini sağlayacak bir formül ürettiklerine inanmıştır. Amerika'da demokrasi her yerde olduğu gibi sorunları ve güzellikleriyle işler ama Amerikan demokrasisi bütün problemlerine rağmen liberal demokratik değerlerin meşalesi kabul edilebilir. Ancak meşhur 11 Eylül 2001 olaylarının gösterdiği gibi Amerika dünyanın her yerinden bazı gruplar için karşısına çıkılacak ve hatta saldırılacak bir düşman olarak da kabul edilmektedir.

Dünya Ticaret Merkezi'nin yıkılmasının uzun vadede nasıl bir tarihi anlam içereceği hâlâ belli değildir ancak açık olan şey Soğuk Savaş'ın ardından ABD'nin ekonomik ve kültürel canlılığıyla başkalarına ilham veren bir güç olduğudur. Maalesef bu durum fanatik derecede düşmanlık ve öfke de doğurabilmektedir. İkinci Dünya Savaşı'nın çıkmasından bu yana Amerikalılar dünyadaki mevkilerini gözden geçirmek için hiç bu kadar zorlanmamıştır.