ÇEVRİMİÇİ OLANLAR

Şu anda 11 konuk çevrimiçi

DUYURULAR

Hedefimiz


Hedefimiz Türkiye ve Atlantik Ülkeleri arasında eğitim, sosyal, kültürel ve sanatsal girişimlerde bulunarak, bir dostluk köprüsü kurup diyaloğun temini ve kültürler arası uzlaşma ile global barışa hizmet etmek.

Devamını oku...
Nevşehir Yazdır e-Posta

AÇIKHAVA MÜZESİ: 2. yüzyılın sonlarında Kapadokya’da önemli sayıda hıristiyan toplumu bulunmakta idi. Çünkü bu devre ait iki piskoposluk bölgesi bilinmektedir. Bunlardan biri bölgede uzun süre hıristiyanların merkezi olacak olan Kayseri, diğeri de Malatya idi.
3. yüzyılda kuvvetli şahsiyete sahip rahipler bölgeyi dini düşünce ve yaşantının canlı bir merkezi haline getirdiler.
4. yüzyılda Kapadokya üç büyük azizin (Kayseri piskoposu Büyük Basil, kardeşi Nyssalı Gregory ve Nazianuslu Gregor) memleketi olarak bilinirdi. Bütün hıristiyanlık fikirleri, bu hocalar tarafından birleştirilerek yeni bir şekil verilmiştir. Basil’in davranış ve doktrinleri bugün bile hıristiyan toplumları için önemlidir. Örneğin kıtlık zamanında tek parça ekmeği olan bir hıristiyana, o ekmeği ikiye bölüp yarısını karnı aç birisine vermesini ve kendisini Allah’ın himayesine bırakmasını öğütlemiştir. Basil, çok sofu bir hayatı tercih etmemiş, köy  ve kasabalardan yeteri kadar uzakta, toplumların manevi sığınak yeri olarak küçük yerleşim yerleri kurmuştur. Buralarda bir vaizin nezaretinde günlük dini ibaretler yerine getirilmiştir. Fakat bunlar Mısır ve Suriye’de olduğu gibi diğer hıristiyanlardan ayrı özel ve imtiyazlı gruplar haline sokulmamışlardır. Basil’in Kapadokya kiliselerinde yapmış olduğu önemli bir reform cemaatle dua usulünü yeniden kurmasıdır.

  Bugünkü Göreme Açık Hava Müzesi bu eğitim sisteminin başlatıldığı yerdir. Soğanlı, Ihlara, Açıksaray aynı eğitim sisteminin daha sonraları görüldüğü yerlerdir.

 

DERİNKUYU YER ALTI ŞEHRİ: Nevşehir-Niğde karayolu üzerinde Nevşehir’e 29 km. uzaklıktadır. Derinkuyu yeraltı şehrinin derinliği yaklaşık 85 m.’dir. Bu yeraltı şehri, bir yeraltı şehrinde bulunan tüm özelliklere sahiptir. (ahır, kiler, yemekhane, kilise, şırahane v.s.) Ayrıca 2. katta misyonerler okulu bulunmaktadır. Geniş bir alan olan okulun tavanı yeraltı şehirlerinde pek rastlanmayan beşik tonoz ile örtülüdür. Salonun solundaki mekanlar çalışma odalarıdır. 

Yeraltı şehrinin 3 ve 4. katlarından sonra merdivenle doğrudan doğruya derinlemesine inilmekte ve alt katta bulunan haç planlı kiliseye ulaşılmaktadır. 

Yeryüzü ile bağlantısı bulunan 55m. derinliğindeki havalandırma bacası, aynı zamanda su kuyusu olarak da kullanılmaktadır. Alt kata kadar uzanan kuyulardan her kat yararlanamaz, ayrıca istila anında zehirlenmeyi önlemek için bazı kuyuların ağzı yeryüzü ile bağlantısızdır. 1965 yılında açılan Derinkuyu yeraltı şehrinin halen %10 gezilebilmektedir.

 

KAYMAKLI YER ALTI  ŞEHRİ: Nevşehir’e 19 km. uzaklıkta, Nevşehir-niğde karayolu üzerindedir. Bugünkü Kaymaklı kasabasının ortasında yükselen ve halk arasında “Kaymaklı Kalesi” de denilen yerin altında bulunmaktadır. Yeraltı şehri 1964 yılında ziyarete açılmıştır.

Kaymaklı köyünde halk evlerini yeraltı şehrinin yüze yakın tünelinin etrafına yapmıştır. Yöre halkı halen avlulara açılan bu tünellerden geçerek yeraltı kentinin uygun mekanlarını kiler, depo, ahır  v.s. olarak kullanmaktadır. Bu yeraltı şehri Derinkuyu Yeraltı Şehri’nden gerek plan gerekse kuruluş yönünden farklıdır. Halen 4 katı açığa çıkarılmış, mekanlar daha çok havalandırma bacaları etrafında toplanmıştır.

Yeraltı şehrinin depolarının bulunduğu kısmında yer alan çok çukurlu granit taşının işlevi, her ne kadar “baharat öğütme taşı” olduğu söyleniyorsa da -son araştırmalar neticesinde- bakır cevherinin ergitmeye hazır duruma getirildiği son aşamada kullanılan “maden ergitme taşı” olduğu anlaşılmıştır. Yani bakır cevherini zenginleştirmede kullanılmıştır.

 

ÜRGÜP: Nevşehir’in 20km. doğusunda yeralan bu ilçe Kapadokya'nın önemli merkezlerindendir. Selçuklu Dönemi'nde de önemli bir yerleşim yeri olan Ürgüp, bu dönemde 'Başhisar' olarak anılırdı. Damat İbrahim paşa, Ürgüp'ün sokak ve meydanlarına mermer çeşmeler ve kitabeler yaptırtmıştır. Çeşmelerin kitabelerini ayrı ayrı şairlere yazdırmış, İstanbul'un ünlü taş ustalarına, çeşme mermerlerine kazıtmıştır. 19. yüzyıla ait yazılı belgelerde 70 cami, 5 kilise, 11 kütüphane bulunduğundan bahsedilmektedir.

Ürgüp'te bulunan Selçuklu ve Osmanlı eserleri, Altı Kapılı Türbe, Kılıçarslan Türbesi, Ürgüp'ün Taşkınpaşa köyünde bulunan Taşkınpaşa Medresesi, Cami ve Türbesi'dir.

Ürgüp civarındaki Pancarlık Vadisi, Üzengi vadisi ve Keşlik vadisi hem tarihi, hem de doğal değerleri olan vadilerdir.

 

GÖREME: Nevşehir’e 10km. uzaklıktaki Göreme, Nevşehir-Ürgüp-Avanos üçgeni arasındaki etrafı vadilerle çevrili bölgede yeralır. Göreme kasabası’nın eski adları “Korama, Matiana, Maccan ve Avcılar”dır. Göreme ile ilgili 6. yüzyıla ait bir belgede ilk olarak ‘Korama’ adına rastlanıldığından dolayı en eski adının bu olduğu düşünülmektedir. Bu belgede Aziz Hieron’un 3. yüzyıl sonlarında Korama’da doğduğu, Malatya’da 30 arkadaşı ile birlikte şehit olduğu ve elinin kesilerek annesine; Korama’ya getirildiğinden bahsedilmektedir. Koramalı Şehit Aziz Hieron’un, Göreme Açık Hava Müzesi içinde yeralan Tokalı Kilise’de oldukça büyük boyutta resmedilmiş bir tasviri bulunmaktadır.

  Göreme ve çevresinin Roma Dönemi’nde Venessalıların (Avanos) nekropol alanı olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Gerek Göreme’nin merkezindeki anıt gibi büyük peribacasının içine oyulmuş iki sütunlu Roma mezarı, gerekse civarında yeralan çok sayıdaki mezarlar bu görüşü desteklemektedir.

  Orta çağın ilk evrelerinde hıristiyanlar için önemli bir dini merkez olan Göreme, 11. ve 13. yüzyılda Aksaray yakınlarındaki Mokissos’a bağlı bir piskoposluk merkeziydi. Göreme ve çevresinde çok sayıda manastır, kilise ve şapel  bulunmasına karşın yapılış tarihleri hakkında yeterli bir kitabe bulunmamaktadır. Bu nedenle bu dini yapılar daha çok ya ikonografik açıdan ya da mimari özelliklerine göre tarihlenebilmektedir