Hedefimiz Türkiye ve Atlantik Ülkeleri arasında eğitim, sosyal, kültürel ve sanatsal girişimlerde bulunarak, bir dostluk köprüsü kurup diyaloğun temini ve kültürler arası uzlaşma ile global barışa hizmet etmek.
Zengin bir kültür hazinesine sahip olan Sinop, Anadolu ‘nun en eski şehirlerinden biri olup, ilin ilk yerleşme tarihi ilk Tunç Çağı ile başlamıştır.
Coğrafi konumu nedeniyle antikçağlardan beri deniz ve ticaret kenti olan Sinop ‘ta Karadeniz‘e hakim olmak isteyen bütün kavimler yaşayarak medeniyetlerinin kalıntılarını bırakmışlardır.
Bir Hellen kolonisi olarak kurulan ve antikçağda Karadeniz ‘in en önemli kenti olan Sinop Helenistik dönemde Anadolu‘nun yerli kültürleriyle Hellen ve Pers kültürlerini birleştirmek isteyen Pontus Devleti ‘nin de başkentlerinden biri olmuştur.
Selçuklu egemenliğinde Sinop baştan başa imar edilmiş, şehrin imarı için diğer şehirlerden hocalar ve yapı ustaları getirilmiştir. Candaroğulları döneminde de önemli bir liman olma durumunu koruyan Sinop ‘a büyük önem verilmiştir. Kültür müessesesi zamanının en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Şehirde cami, medrese, kütüphane, imaret, köprü, han ve hamamlar yaptırılmıştır. Tersanelerinde zamanın en büyük gemileri yapılmaya başlanmıştır. İlim adamları Sinop ‘ta toplanmış ve büyük himaye görmüşlerdir. Sinop Darphanelerinde devrin en güzel paraları basılmıştır.
Osmanlı döneminde de önemli bir liman ve gemi yapımı merkezi olma durumunu sürdüren Sinop ‘a, XVII. Yüzyıl ortalarında uğrayan Evliya Çelebi halkının tüccar, marangoz ve gemici olduğunu ünlü Seyahatnamesinde yazmıştır.
XIX. yüzyılın ikinci yarısında yöreye yerleştirilen Kafkas kökenli göçmenler özgün gelenek ve görenekleriyle kültürel yapıya renk katmışlardır.
Sinop sizi bekliyor!
Şehir merkezindeki Müze ve bahçesinde bulunan Serapis Mabedini, Eski Sinop Cezaevini ( Sinop Kalesi ), Pervane Medresesi ve birçok Selçuklu ve Osmanlı eserlerini görmeden;
Nokulunu, İçi Etli Hamurunu, İçli Tavasını, Mamalikasını ve Kestanesini yemeden